Aykut ORAY Hayatını Kaybetti

TELEVİZYONDAKİ ‘Bizimkiler’ dizisiyle ünlenen tiyatro ve sinema oyuncusu Aykut Oray, Muğla'nın Köyceğiz ilçesinde kalp krizi sonucu vefat etti.

                Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde düzenlenen 4. Kaunos Altın Aslan Türk Filmleri Festivali’ne katılan sinema oyuncusu Aykut Oray, kaldığı otelde ölü bulundu.

                Milas Kaymakamı Halil İbrahim Çomaktekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Köyceğiz’de düzenlenen 4. Kaunos Altın Aslan Türk Filmleri Festivali’ne katılan tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Aykut Oray’ın (67) kaldığı otelde ölü bulunduğunu belirterek, "Aykut Bey 4 gündür Köyceğiz’deydi, kaldığı otel odasında ölü bulundu. Savcı ve polis otelde inceleme yapıyor" dedi.

                Oray’ın ölüm nedeninin otopsi sonucu belli olacağı bildirildi.

                4. Kaunos Altın Aslan Türk Filmleri Festivali’nin açılışına katılan Aykut Oray’a, organizasyon komitesince, Türk sinemasına katkıları dolayısıyla plaket verilmişti.

Köyceğiz Kaplıcalarıyla Güzel Bir Tatil Vaat ediyor

EGE'NİN cennet illerinden Muğla'nın mavi ilçesi Köyceğiz, şu sıralar tatilcilerin en fazla rağbet ettiği tatil yörelerinden. Belediye Başkanı Salih Erbay , özellikle kentteki kaplıcaların önemine değiniyor.İlçede bulunan                                      Sultaniye Kaplıcaları , Kaunos ve çamur banyosu na Köyceğiz'den kalkan günübirlik gezi tekneleriyle gidilebildiği gibi, Ekincik yoluna girip Sultaniye 'den sonra gölü çepeçevre saran yolla, karadan da ulaşılabiliyor. Kaplıcalar, Köyceğiz Belediyesi tarafından İşletilen içerisindeki mineral yoğunluğu bakımından Avrupa ve Türkiye'nin eşi bulunmayan dünyadaki kaplıcalar sıralamasında ikinci sırada bulunan konaklama kapasiteli, 100 kişilik konaklamalı kaplıca evleri açık-kapalı havuzları, çamur havuzları, günübirlik alanları ile günlük yüzlerce kişi ziyaret edebiliyor. Ayrıca Kaunos Harabeleri'ne labirent biçiminde Dalyan Kanalı ile bir buçuk saatin sonunda sıkılmadan, Akdeniz'in sıcak sularına 7 kilometrelik İztuzu Plajı'na ve caretta carettalara ulaşmak ve rüya gibi Bir Gün geçirmek mümkündür. Yine ilçede bulunan Belediye delta plajı ve kamp yerinde dileyenler yaz aylarında göl sularında serinleyebilirler. Göle her yerden girilebilir. Ama kıyı bandının doğusunda kalan ve arkasında Sığla ormanının bulunduğu kumsal Belediye tarafından plaj yapıldı. Plaj tesisleri, yiyecek içecek üniteleri, soyunma ve duş kabinleri bulunur. Ayrıca her yıl Haziran ayında 35 takımın yarıştığı, Uluslararası Plaj Hentbol Turnuvaları yapılmaktadır. Plajın hemen bitişiğinde en az 2 bin kişinin kamp yapabileceği Kamp alanı bulunmaktadır.

 

Köyceğiz Tarihi
Köyceğiz'in tarihi M.Ö. 3400 yıllarına kadar uzanır. Bu yörede varlık gösteren ilk uygarlık Koryalılardır. Sonra sırasıyla İskitler, Asurlular, İyonyalılar, Dorlar, Akalar, Persler, Hellenler, Seleykoslar, Romalılar, Selçuklular, Menteşeoğulları ve Osmanlılar yöreye hakim olmuştur.
Köyceğiz'in tarihi ile ilgili ilk bilgileri tarihçi Heredot, Coğrafyacı Strabon ve İngiliz Arkeolog Hoskin vermektedir.
M.Ö. 2000 yıllarında Yunanlılar ve Akaların deniz yolu ile Ege kıyılarına çıkmaları ile sahilde yeni koloniler kurulmuş, iç kısımlarda ise Karyalıların kolonileri ile gelişim sağlanmıştır. Böylece ilçe M.Ö. 1000 yıllarında oldukça iyi bir konuma gelmiştir. Köyceğiz Gölü'nün Akdeniz'le birleştiği yerde Kaunos şehri Karya'nın önemli limanlarından ve ticaret merkezlerinden biri olmuştur. Akrapol, ünlü mabetler ile Harab ve Susan Kaleleri önemli tarihi eserlerdir.
Osmanlılar Döneminde ilçe Hurşit Paşa'nın Muğla Mutasarrıflığına getirildiği dönemde bugün bulunduğu yer olan Yüksekkum'a taşınmıştır (1884). İstiklal Savaşı'nda düşman saldırısına uğramış, 1919 yılı sonunda Tahirağa, Mehmet Zeki Osman Ağa ve Tevfik Bey'lerin öncülüğünde Kuva-i Milliye Teşkilatı kurularak yurt savunmasına dahil edilmiştir. Köyceğiz adının nereden geldiğine gelince: Efsanelere göre Köyceğiz, gölün alanı üzerinde bulunan bir ovada kurulmuş. Bilinmeyen bir zamanda ovayı sular basmış. Felaketin seyrine gelenler gölün doğu kısmında kalan birkaç evi ve insanı görünce: "Bütün şehir batmış, sadece kıyıda bir Köyceğiz kalmış." demişler. Bugün hala gölün altında bir batık şehir olduğuna inanılır.

Çamur Banyosu Ve Kaunos Turu
                Kaunos antik kenti ve Dalyan kanalları kenarındaki Çamur Banyosu Köyceğiz sınırları içindedir. Kaunos’un ünlü kral mezarları da Dalyan kasabasının hemen karşısında olmasına rağmen Köyceğiz sınırlarında kalır. Kanalın bir yanı Köyceğiz, öte yanı Ortaca’dır.
Gezi kitaplarında Kaunos ve Çamur banyoları Dalyan bölümünde verilir. Biz idari sınır itibariyle Köyceğiz’e alacak, ama gezgin için bulma sorunu olmasın diye de ayrıca Dalyan bölümünde de vereceğiz.
Kaunos ve çamur banyosuna Köyceğiz’den kalkan günübirlik gezi tekneleriyle gidilebildiği gibi, Ekincik yoluna girip Sultaniye’den sonra gölü çepeçevre saran yolla, karadan da ulaşılabiliyor.

 

 

Kaunos Antik Kenti

Kaunos’u Dalyan’dan tekneyle de gelinebiliyor.  Ören yeri iskelesinden on dakikalık bir yürüyüşle Kaunos antik kentine ulaşılıyor. Denizden yatla gelenler Delikli Ada çevresinde demirleyip tekneyle  kanalı izleyerek iskeleye çıkabiliyorlar.
Kaunos ticari açıdan önemli bir liman kentiydi. Zamanla denizin alüvyonlarla dolmasıyla liman özelliğini kaybetti.
Tarihin babası Heredot’a göre Kaunoslular Karia’nın yerli halkındandı ama kendilerini Giritli sayıyorlardı. Coğrafyacı Strabon da Kaunos’un tersanesinin ve ağzı kapanabilen bir limanının bulunduğunu yazıyor. Kenti ikiz kızkardeşi ile uygunsuz ilişki kurduğu için sürülen Miletos’un oğlu Kaunos kurmuş. Dalyan’dan da görülebilen kaya mezarları ise MÖ. 4. yy’da yapılmış, daha sonraları Roma döneminde de kullanılmış. Lykia tipi mezarların içinde ölülerin üzerine yatırıldığı üç taş yatak bulunmaktadır. Cephede iki İon sütunu, sütunların üzerinde firiz ve alınlık görülmektedir. Alınlıkların birinde arslan kabartmaları vardır.
Kentin limanı akropolün aşağısındaki Sülüklü Göl’dü. O zaman deniz Kaunos’un akropolüne kadar gelmekteydi.
Perslerin Anadolu’yu bütünüyle ele geçirmesi üzerine kent Mausolos’un yönetimine girdi. MÖ. 334’de İskender’in Persleri yenmesi üzerine Prenses Ada’nın, sonra Antigonos’un, daha sonra Ptolemaios’un yönetimine girdi. Rodos Krallığı, Bergama Kralığı ve Roma egemenlikleri altında kaldı. Limanın dolmasıyla önemini yitirmeye başladı.
Akropol 152 metre yükseklikteki tepeye kurulmuştur. Surların kuzey yönünde olanı orta çağdan kalmadır. Uzun sur limanın kuzey yönünden başlayıp Dalyan Köyü’nün ilerlerindeki sarp kayalığa kadar uzanıyor. Surun kuzey kısmı Mausollos döneminde yapılmıştı. Kuzeybatı yönündekiler Hellenistik dönemdendir. Limana doğru olanlar ise Arkaik Devir’den kalmadır.
Tiyatro Akropol’ün eteğindedir. 33 Oturma sırası bulunmaktadır. Tiyatronun batı yönündeki yapı kalıntılarından biri bazilika tipi kiliseye aittir. Diğerleri Roma Hamamı ve Tapınağa aittir.
Aşağıda tamamlanmayan bir daire biçiminde örülmüş ve yivsiz sütunları bulunan yapının arkasında üç basamakla yükseltilmiş podyum bulunuyor. Burada tapınağın kalıntıları görülüyor. Daire biçimindeki yapının  ne olduğu ise bilinemiyor.
Eski liman olan Sülüklü Göl’ün kuzeyinde yapılan kazılarda stoa ortaya çıkarıldı. Çevresinde bir çok heykel kaidesi bulundu, ama heykeller bulunamadı. Stoanın yakınındaki çeşme restore edilmiştir.
Surları ve kuleleri bütünüyle görmek için uzunca bir keşif gezisine çıkılması gerekiyor.
Kaunos antik kenti sonrasında isteyenler tekneyle Kaunos’un şimdi Sülüklü adı verilen göle dönüşen antik limanına  ve Çandır köyüne çıkabilirler.
Çandır köyünün iskelesinde gezi tekneleri sıralanır her zaman. İstuzu’na yanaşan yatlara hizmet verir bu tekneler. Alır Dalyan’a ve Çamur banyosuna taşırlar yat müşterilerini.
İskelede kayalara oyulmuş kovuklar  çarpacaktır gözünüze. Bunlar, Kaunos’a yük taşımak için  antik limana yanaşan gemilere fener görevi gören dev ateşlerin yakıldığı kovuklardır.

Çamur Banyoları

Dalyan kanalı ve Köyceğiz gölünün çevresindeki pek çok yerden kaplıca suyu çıkıyor. Sıcak kükürtlü sular, başta romatizma ve cilt hastalıkları olmak üzere pek çok derde deva. Ama, merkeze yaklaşık 15 dakika uzaklıkta olan ve tekneyle gidilebilen Çamur Banyosu, Köyceğiz gölü kenarındaki Sultaniye kaplıcalarından farklı olarak bir turistik animasyon merkezi olarak gelişti.
Daha çok yabancı turistlerin soyunup çamura bulandıkları ve sonra da hatıra fotoğrafı çektirdikleri Çamur Banyosu her zaman kalabalık ve renkli görüntüler sunuyor. Cilde iyi geldiği söylenen ama sağlığın ötesinde animasyon yönü öne çıkan çamur banyosunu siz de deneyip bu hoş anıyı bir fotoğraf kartında kalıcılaştırabilirsiniz.
Caretta Caretta kaplumbağaları dışında, bu akarabaları kadar popüler olmayan Nil kaplumbağaları da Trionyx Tringulus) kanalın göle yakın kısımlarında yaşıyorlar.
Ekincik Koyu
Marmaris-Göcek arasında dolaşan teknelerin başlıca uğrak noktalarından biri olan Ekincik koyu, Köyceğiz’e geniş bir asfalt yolla bağlandıktan sonra  hızla kalabalıklaşmaya başladı. Kumsal ve iskele çevresi irili ufaklı otel ve pansiyonlarla doluyor.
Ekincik’e karayoluyla gitmek için  Köyceğiz’den Hamitköy üzerinden gölün nefis manzarasını seyrederek ilerliyorsunuz.  
Hamitköy’den çıkıp köprüyü geçtikten sonra ilk uzun rampayı tırmandığınızda, tepede bir manzara molası verin, meraklıysanız fotoğraf çekin.         Kersele Koyu’ndaki düzlük bir sabah erkenden gelip kahvaltı etmeyi aklınıza getirirse neden denemeyesiniz. Hapisane Adası’nın hizasına  geldiğinizde çam ağaçlarına dikkatlice bakın, ağaçların saçları ağarmış, kocamış bir insan gibi beyazlaşmış olduğunu göreceksiniz. Bu ağarmanın  nedeni kuş pisliğidir. Ama bu kuş bildiğiniz "minik kuşlardan" değil. Türkiye’de çok azalmış kartallar burayı mesken tutmuşlar. Bu tür kartaldan  dünyanın dört yöresinde kalmış sadece. Sabırla beklerseniz kayalardan göle doğru süzülen bir kartalı görme şansına sahip olabilirsiniz.
Yol gölden ayrılırken sola dönerseniz Sultaniye Kaplıcaları’na gidersiniz. Devam ederseniz artık gölden ayrıldınız ve orman içinde devam ediyor yol.  Ve tırmanmaya başlıyor. Geride Köyceğiz gölünün manzarası bir kayboluyor, bir çıkıveriyor ortaya.
Tepeye çıkıp  ta yokuş aşağı inmeye başladığınızda bu kez Ekincik koyunun dehşetli güzelliği çıkıveriyor karşınıza.  Önce yeşillikler içinde şirin Ekincik Köyü’nü geçiyorsunuz. Sonra pırıl pırıl ve tesis kalabalığına boğulmamış ama kısa süre içinde yapılaşmanın artacağı işareti veren inşaatların boy attığı  bir koya çıkıyorsunuz. Çevreniz orman, önünüz kumsal ve deniz. Kumsal çok güzel, deniz çok temiz. Kumsalı bir küçük dere bölüyor.
Kışın kumsalda S’ler çizerek denize ulaştığı ve bu arada kumsalı bozduğu için tesis sahipleri bu küçük dereden pek hoşlanmıyorlar ama bizce sahile hoşluk katıyor. Yolun kıyıya ulaştığı yerde  yatların demirlemesi için uygun bir iskele ve yatların ihtiyaçlarını karşılayabildikleri küçük bir büfe var. İskele aynı zamanda Dalyan’a günübirlik yolcu taşıyan teknelerin bağlanma yeri.
Kumsalda otel ve lokantalar var.
Yöredeki en iyi lokanta ise ancak denizden ulaşılabilen ve genelilikle mavi yolculuk tekneleri ve yatların bağlandıkları My Marina Yacth Club. Çadır kurmak ya da karavanıyla gelmek isteyenler için de Ekinoks Kamp ve Belediye Kamp alanı bulunuyor.
Ekincik’te konaklayıp ta çevreye günübirlik tur yapmak isteyenlere  bir kaç öneri.
Ekincik kooperatifine bağlı tekneler Dalyan Istuzu kumsalına, Kaunos antik kentine ve çamur banyosuna tur düzenliyorlar. Sabah çıkıp akşam üzeri geri dönüyorlar.
Bir başka seçenek ise ayaklarına ve nefesine güvenenlere. Ekincik’ten çıkıp Candır köyü üzerinden Kaunos antik kentine trekking yapabilirsiniz. Candır köyü ile Ekincik arasında adeta etiketlenmiş patika yolu bulmak için yanınıza  rehber alın ya da yolu iyice öğrenin.

 

 

Sığla (Günlük) Ağaçları
Günlük(Sığla) ağaçları dünyada eşine az rastlanan, sadece Köyceğiz, Marmaris gib iyerleşimlerde ve sulak alanda bulunan ağaç türüdür. Köyceğiz’de şehrin batısı ve doğusunda Orman İşletmesi tarafından korunur bu ağaçların oluşturduğu orman. Sığla ağaçları koruma altındadır. Köyceğiz’e Marmaris tarafından girilirken karayolunun solunda kalan Yunus Emre Arboretumu’nda da bu ağaçlar dikilmiş ve koruma altına alınmıştır. Sığla ağacından yağ çıkarıldığını bilir miydiniz? Üstelik bu yağın parazit öldürücü, mide hastalıklarında tedavi edici olması nedeniyle ilaç endüstrisinde kullanıldığını? Dünyada sığla yağı üreten iki ülkeden birinin Honduras, diğerinin Türkiye olduğunu?
 
Sultaniye Kaplıcası
Köyceğiz’den çıkıp Hamitköy üzerinden Ekincik’e doğru giderken yolda Sultaniye Kaplıcası’nın tabelasını görüp 500 metre içeriye gireceksiniz..
Köyceğiz, Dalyan ve Ekincik’ten günübirlik dolmuş motorları ile de ulaşabilirsiniz. Tekne turlarının bazıları da kaplıcalara uğruyor ve mola veriyor.
Çevrede tekerlekli sandalye veya sedyeyle getirilen hastaların 21 kürlük bir tedaviden sonra yürüyerek gittiklerine dair çok sayıda öykü dinleyeceksiniz. Bunlara inanıp inanmamayı size bırakıyoruz ama kesin olan bir şeyi belirtiyoruz: Sultaniye Türkiye’nin en yüksek radyoaktivitesi olan kaplıcasıdır. (98.3) 39 Derece sıcaklıktaki su kalsiyum klorür, kalsiyum sülfat, kalsiyum sülfür ve radon içermektedir.
Romatizma, siyatik yanında cilt ve kadın hastalıklarına da iyi gelmektedir.  Ama asıl önemlisi radyoaktivite yüksekliği yoluyla rehabilite edici özelliğinin varlığıdır.
Kaplıcanın Kaunos’lular tarafından bundan ikibin yıl önce açıldığı belirlenmektedir. Çevredeki hastane kalıntıları da bunu doğruluyor. O yıllarda seks gücünü arttırdığı için pek gözdeymiş. Büyük banyonun yanından çıkan kaynak suyu da içildiğinde çeşitli iç hastalıklarını iyileştiriyor. Kaplıcada kalınabilecek kiralık odalar bulunuyor.
Günübirlik ihtiyaçlar Belediyenin işlettiği tesisler içinde bulunan ünitelerde karşılanabiliyor.
Yörenin Sultaniye kadar popüler olmayan başka kaplıcaları da var. Sultaniye’den Horozlu’ya doğru 5 km. gidenler daha tenha olan Ilıca’ya ulaşıyor.
Sultaniye’ye Köyceğiz’den sabah kalkan minibüsler, akşam üzeri dönüş yapıyorlar.

 

Dağlar ve Yaylalar
Köyceğiz gölünün çevresi kuzeydoğuda Gölgeli Dağları, kuzeyde Sandras Zirvesi, batısında ise Cankurtaran ve Beşparmak zirvesi ile sınırlanmıştır. En yüksek tepe Sandras’ların zirvesi Çiçekbaba’dır.
Eğer aracınız uygunsa, ya da Köyceğiz’deki acentalara başvurarak Sandras zirvesine ve yol üzerindeki yaylara günübirlik tur yapın.

ÖLEMEZ DAĞI VE  BİR DÖRTLÜK

Eteklerinde Sultaniye Kaplıcalarının bulunduğu Ölemez Dağının zirvesinden Köyceğiz gölü, Dalyan kanalları ve Kaunos antik kentine kadar çok geniş bir alan görülebiliyor. Köyceğiz’in şair Belediye Başkanı Ölemez Dağı ve Sultaniye Kaplıcaları için bir dörtlük yazmış. Bu dörtlük Köyceğiz’in tanıtımında da kullanılıyor. Şöyle:
Buralarda yaşayan ölmez demişler
Dağın adını Ölemez koymuşlar
Sultanlar gelmiş şifa bulmuşlar
Köyün adını Sultaniye koymuşlar...

Sandras Dağı Zirvesine Doğru

Yayla(Ağla) köyü ve Ağla yaylası

Köyceğiz’in anayola iki çıkışının ortasında kalan üç kilometresi asfalt 15 kilometrelik yolu tırmanınca  popüler yayla köylerinden Yayla(Ağla)ya varırsınız. Köy 800 metre yükseklikte. Çepeçevre ormanı ve buz gibi kaynak suları ile ünlü. Köyceğiz bölgesinin en pahalı ahşap yayla evleri yapılmış bu güzelim yere.
Ağla Acılık mevkiinde mesire yerleri var. En genci 600 yaşında olan dev çınarlar yörenin en tipik özelliği.
Salkım söğütler, çınarlar ve güllerin süslediği Ağla köy meydanında bir kır lokantası hizmet veriyor.
(Yayla Restoran: 252.262 44 94)
Saç kavurma ve alabalık gibi heryerde bulunabilecek seçeneklerin yanısıra, yöreye özgü yiyecekler de var. "Borana" bunlardan biri. Biber-patlıcan kızartıldıktan sonra üzerine sarmısaklı köy yoğurdu dökülüyor,  pul biber serpilip eritilmiş tereyağı ekleniyor; ebegümeci, gelincik otu, turp otu ve semizotu haşlanarak ya da  kavrularak sunuluyor. Sarmısakla birlikte haşlanarak fırına verilen tavuk ekşili de yiyebilirsiniz.
Yayla(Ağla) köyünden ve yaylasından çıkıp
2294 metre yükseklikteki Sandras Dağı zirvesine doğru yolculuğa devam edebilirsiniz. Yol bozuk. Zirveye doğru tırmanırken Gökçeova  pınarlarının bulunduğu Dikenliova civarında
Altın Sivrisi tepesi eteğinde yapay bir gölle karşılacaksınız. Gökçeova göletidir bu. 50 dönümlük bir alanı kaplar.
Çevresi dikenli tellerle çevrili olan göl, orman yangınları için su deposu olarak kullanılıyor.
Çıkışı sürdürüyor ve 2000 metre yükseklikteki Kartal Gölü’ne ulaşıyorsunuz. Çıkış Ağla köyünden sonra yaklaşık 2 saat sürüyor. Yılın 6 ayı  karla kaplı bölgede piknik yapılabiliyor. Temiz hava yol yorgunluğunu unutturuyor. Göl çevresi sümbül, papatya ve diğer dağ çiçekleriyle kaplı.
Kartal Gölü her yıl Ağustos ayının 3. Perşembe’si yüzlerce kişinin katıldığı "Mahya ve Çiçekbaba Şenlikleri"ne sahne oluyor. Koyun ve oğlaklar kesiliyor, ocaklarda pişiriliyor, folklor gösterileri ve diğer etkinlikler gerçekleştiriliyor.
Nefesine ve bacaklarına güvenip te Gökçeova göletinin üzerindeki 2041 rakımlı Altınsivri tepesine çıkabilenler iyi bir havada Gökova körfezine kadar uzanan bir manzarayı izleme şansı bulurlar.
Kartal gölünün üzerinde ise 2295 metrelik daha yüksek bir zirve vardır ve Sandras(Çiçekbaba) olarak bilinir.

DaĞcIlIk ve KIŞ SporlarI İÇİn GÖlgelİ DaĞlarI

Dağcılar için kış kampı
Çiçekbaba-Sandras, Altınsivrisi ve Beşparmak zirvelerinin bulunduğu Gölgeli dağları kış sporları ve dağcılar için çok uygun seçenekler sunar. Dağcılık Federasyonu da son üç yıldır bölgede Kış Eğitim Kampları açıyor. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen dağcılar çeşitli yükseklikteki zirveleriyle Gölgeli dağlarını tanıma fırsatı buluyor. Yöreye gelmek isteyenler Muğla Doğa Sporları kulübünden sporcularla ilişki kurabilirler.
Kış aylarında Aralık’tan itibaren Yayla (Ağla) köyünden sonra 10 km’lir bir mesafeye araçla çıkılabiliyor. Ocak-Nisan arasında bölge karla kaplanıyor. Arazi aracı gerekebilir. Altınsivri ve Çiçekbaba zirvelerine çıkacak dağcılar, araçla çıkılabilen yerden sonra 1.5 saatlik yolu çamlar arasında yürüyorlar. Zevki bir yürüyüş bu. Altınsivri tepesinin hemen altındaki düzlükte kamp kuruluyor, sabah zirve yürüyüşü başlıyor,
1 saatte Altınsivri, 2.5 saatte ise Çiçekbaba zirvesine çıkılıyor. Tur kayağı bilenler başka parkurlardan da yararlanabiliyor.

Köyceğiz Toparlar Şelalesi Toparlar Şelalesi Antalya yolunda Köyceğiz'in biraz uzağında kalıyor. Yolun dağlık olan tarafında şelale yazısını görebilirseniz(küçükçe yazılmış)  ordan içeri girin. Araba ile otopark imkânı mevcut.Arabanızı bıraktıktan sonra biraz doğa yürüyüşü yapmanız gerekiyor. Ama bu yürüyüşe değer. 45 derece sıcakta çam ormanı içerisinde 10dk yürüdükten sonra şelaleye varılıyor. Suyu buz gibi ,insanı o sıcakta o kadar rahatlatıyor ki  Köyceğiz İlçesinin kuzeydoğusunda bulunan Yuvarlakçay Topgözü Pınarlarından doğar ve Dalyan Ovası’nın kuzeyindeki suları toplayarak Köyceğiz Gölü’ne dökülür.Yuvarlakçay’ın kaynağı göle yaklaşık  30 km. uzaklıktadır.Yuvarlakçay’ın ovaya girdiği yerlerdeki debisi 8.8m3 Yaz döneminde sulamada kullanıldığından  göle taşıdığı su miktarlarında azalma olmaktadır.Yuvarlakçayı’nın kaynağından itibaren  çeşitli istasyonlarda  yapılan su kirliliği analizlerinde, kaynaktaki suyun 1.sınıf kalitede olduğu görülmüştür.Bu çayın üzerinde  birçok dinlenme amaçlı işyerleri vardır.    2294 metre yüksekliğindeki Sandras, Muğla bölgesinin en yüksek dağı. Dağın eteklerinde “saklı” duran iki “cennet” var. 400 metre aralığı 300 metre derinliği bulunan Topgözü Kanyonu ile yazın narenciye deposu ovayı sulayan Yuvarlakçay, yemyeşil bitki örtüsü ve tertemiz havasıyla insana sağlık ve zindelik aşılıyor. Kayaların arasından çıkıp, gün ışığıyla tanışan kar suları seyrine doyulmayan bir şelaleye dönüşüyor. Başka söze hacet yok, burası ovası, yaylasıyla, kanyonu, şelalesiyle sanki bir “tabiat mucizesi”.Fethiye'deki Saklıkent'in bir benzeri de, Köyceğiz sırtlarında yeralan ve 2294 metreyle Muğla bölgesinin en yüksek dağı olan Sandras'ın eteklerinde bulunuyor. Topgözü Kanyonu: Kanyon aralığı 400 metre, sonrası ise 300 metre derinliğinde bir uçurum. Kayaların arasından gün ışığına çıkan kar suyu burada şelale meydana getiriyor. Nisan-Mayıs aylarında, coşan sulara göğüs geren sert granit kayalar, akarsuyun şiddetinden cilalı gibi pürüzsüz olmuşlar. Çayhisar bölgesindeki taş dibinden çıkan sular Yuvarlak Çay'ı oluşturup yazın narenciye deposu olan ovayı suluyor. Çay, Beyobası Köyü ve Köyceğiz'in Yangı bölgesinin içme suyunu sağlarken diğer bölümü Köyceğiz Gölü'ne dökülüyor. İçimiyle kaba bir su olmasına karşılık, çok soğuk olması çevredeki alabalıkların etine lezzet ve dirilik katıyor. Yuvarlak Çay üzerinde irili ufaklı 20'ye yakın restaurant var. Bölge yemyeşil bitki örtüsüne sahip, hava ise temizden öte. Sandras ve Çiçek Baba Dağları üzerinde bulunan Karaçam ağaçları özellik taşıyan ağaçlarımızdan. Yüzde sekseni birinci sınıf ağaç sayılan karaçamlar budaksız yayla çamı olması sebebiyle doğrama ve mobilyacılıkta aranan dayanıklı sağlam keresteye sahip. Muğla Valiliği tarafından Amerika'da yapılan Türk Evi'nin kerestesi yine bu dağın ağaçlarından gönderilmiş.